Copyright
© 2006 David K. Miller
zoloft@cybertrails.com
P.O. Box 4074 Prescott, AZ 86302 USA
http://www.groupofforty.com

YENİ KİTABIN ÖNSÖZÜ VE KUTSAL ÜÇGEN ŞİFA TEKNOLOJİLERİNE GİRİŞ
Bu kitabı çevirirken 3 büyük
din ve hinduizm’in birleşiminde bir enerji içerdiğini ve bunu musevi bir kanalın
dilinden koşulsuz olarak aşağı indirmeye çalıştığımı biliyordum. Bunu aklımda
tutarak koşulsuz sevgi ve yargısız bir bakışla tercüme etmeye ve kendimden
birşey katmamaya çalıştım. Enerjiyi gözümle okuduğum cümle gibi bir yapıda,
akışta ve en koşulsuz şekildeki bir enerji akışını sağlayacak şekilde kurmayı
içsel rehberlerimin yardımıyla yaptım. Bu yüzden cümle Türkçe kurallarına
uymasa da, yeni bir enerji akışını ve
eski kurallardan, lisanın içinde yer alan kısıtlamalardan özgürleşerek anlamayı
ve okumayı sağlıyor.
Ben bu kitabı tercüme
ederken ve bundan öncekileri de okurken, hem bir deneyim yaşıyor ve
öğreniyordum hem de doğacak olan yeni ışık için yeni dünyanın topraklarını
döşüyordum içimde. Analitik veya duygusal taraftan bakarak yazmadım. Bana gelen
ışık paketlerine göre kelimeleri ve cümleyi akışı değiştirmeden tercüme etmeye
çalıştım, bu yüzden cümlenin enerjisi size anlatılmak isteneni getirebilecek.
Arkturuslular ve yıldız üstadları zihinsel bedeni telepatik bir araç olarak
kullanıyorlar, tercümeler buna kolaylık sağlayacak. David Miller Kutsal
Üçgen’den Gelen Öğretiler serisi 3. cildinde, kitabın adı Holografik
Şifalandırma Biorelativite ve Gezegensel Dönüşüm, bunların bir seri olarak
yazıldığını ama her bir cildin tek başına da anlaşılıp okunabileceğini
söylüyor. Bu kitabın önsözünden kavramları açıklayan bazı şeyler yazmak
istiyorum :
David Miller, Kutsal Üçgen
kavramını ilk kitabı olan Arkturuslularla Bağlantı Kurmak kitabının içinde
tanıştırmıştı. Kutsal Üçgen enerjisi dünyayı şifalandırmak için spiritüel bir
çözüm olarak önerilmişti. Çözüm ilk olarak şu güçleri birleştirmeye
odaklanıyor, Dünya dinlerine ait yükselmiş üstadlar bunun içinde Musevi
gizemciliği, Hristiyan gizemciliği ve
Mistik Budizm var. Üçgenin bu kenarındaki Yükselmiş üstadların öğretisine Beyaz
Kızkardeşlik ve Beyaz Erkekkardeşlik olarak atıfta bulunulur. Dünya’nın daha
yüksek bir birleşik ailenin parçası olduğunu anlamak, bütün dinlerden gelen
yükselmiş üstadları içeren bir birleşik ailenin parçası olduğunu anlamak, paha
biçilemez bir perspektif sunmakaktadır, bu geleneksel dinler tarafından
çoğunlukla işaret edilmeyen bir konudur.
Kutsal Üçgenin ikinci bir
kenarı Yerel Dünya (Kızılderili) halklarından gelmektedir, bu tabi ki Yerel
Amerikan Kızılderililerini içeriyor. Bu geleneğin içinde, Dünya’nın
şifalandırılması saygı aracılığı ile ve Dünya enerjileriyle harmonizasyon
yapmak ile (harmonik birleşme, uyumlu bir yakınsama) ve Dünya’yı korumak ile
olmaktadır. Bu Yerel-Kızılderili halklara
doğal olarak gelen birşeydir. Bu onların spiritüel geleneklerinin bir
parçasıdır. Kutsal Üçgen’den Gelen Öğretiler, Dünya Yerel-Kızılderili
Öğretileri’ni Dünya dinlerinin mistik öğretileriyle ve yükselmiş üstadlarla
birleştirmenin yollarına bakmaktadır.
Dünya’nın biosferi, ki bu
dünya üzerindeki bütün yaşam formlarını desteklemektedir, çökme tehlikesi
içindedir. Bunun nedeni global ısınma, çevrenin kirlenmesi, hem karalarda hem
okyanuslarda doğal habitatların yokedilmesi ile sebep olunan problemlerdir ve
ayrıca savaş aracılığı ile de bu olmaktadır. Şanssız olarak, geleneksel Dünya
dinleri çoğunlukla kendi gezegenimiz ile uyum içinde yaşamayı işaret
etmemektedirler. Onlar kesinlikle şu güçlü konuları işaret etmektedirler,
Tanrı’nın birliği, birleşme, kurtuluş, ve hatta “son zamanlar”. Dünya ile
spiritüel olarak bağlantı kurmanın ve harmonize olmanın, yani uyumlu birleşmenin metodlarını ve
bilgilerini bulmak için, bir kişinin Yerli (Kızılderili) Dünya öğretilerine
dönmesi,bakması gerekmektedir. Örneğin birçok Yerli (Kızılderili) Amerikan öğretisi
Dünya’yı spiritüel bir varlık olarak kabul eder. Aslında, Amerikan Yerlileri
gezegenimize Dünya Anne olarak hitap ederler. Bu hitap bir saygıyı
göstermektedir ve kendi gezegenimizi koruma ve onunla uyumlu bir birleşme yapma
arzusunu ifade etmektedir.
Ancak, üçüncü ve eşit olarak
güçlü bir perspektif mevcuttur, ve buna galaktik perspektif ve beşinci boyuta
ait görüş olarak atıfta bulunulmaktadır. Mistik ve Yerli taraflardan gelen
öğretiler o zaman galaktik spiritüel
bilinç ile ve beşinci boyuta ait galaktik yükselmiş üstadların öğretileri ile
birleşmek içindir. (çev. notu: ben bu öğretiyi ilk kez tanırken, neden
birleştiriyoruz sorusunun cevabı çünkü birlikte geçiş yapacağız olarak
gelmişti). Bu üçüncü perspektif galaktik alemlerin içinde olan beşinci boyuta
ait yükselmiş üstadlardan gelen öğretileri içermektedir. Bu görüş aynı zamanda
bizim güneş sistemimizin dışından gelen daha yüksek boyutdışı varlıkların
öğretilerini de yansıtmaktadır. Bu Arkturuslular ve Pleiadesliler gibi epey
yüksek gezegenlerden gelen Starmaster’ları(Yıldız üstadlarını) içerebilecektir.
Kutsal Üçgen’den Gelen Öğretiler daha yüksek galaktik üstadlardan gelen
perspektifi kendimizi ve gezegenimizi şifalandırmak üzere bütünleştimenin
önemini vurgular. Daha yüksek galaktik üstadlar diğer gezegenler ve galaksinin
doğası hakkında bizim Dünya öğretmenlerimize göre daha fazla bilgi
sahibidirler. Galaktik üstadlar bizim şimdi çözmek için dövüşmekte olduğumuza
benzer gezegensel konuların ve sağkalım problemlerinin içinden geçmişlerdir.
İlginç olarak bazı Yerli(Kızılderili) Amerikan öğretileri içinde onlar
mitolojilerindeki ve folklorlarındaki galaktik üstadlara atıfta bulunurlar.
Örneğin Lakota yıldızlara ve kendilerinin Yıldız ailelerine atıfta bulunur.
Cherokee Kızılderilileri onların Pleiadeslilerle bağlantılı olduklarına
inanırlar.
Ben kitabı tercüme ederken kelimelerin anlamlarını aşağı çekip onları kristalize ederek bunlar üzerinden çalıştım, yani onlara başvurarak. David Miller’in yaptığı gibi kendi bilincimi kenara çekerek üstadların bana vermek istedikleri şeyi hizalamaya ve aktarmaya çalıştım. Cümle yapısını ve anlamını buna göre kurdum. Okurken önce kendi içimi boşaltmaya çalıştım ki yeni ve daha yüksek enerjiyi kendime almam mümkün olsun. Her bölümde şifa ve macera içeren bir açıdan bakmaya çalıştım, konuya göre bazen biri ağır bastı ama bunlar genelde şifanın ve değişimin adımlarını benim için başlattılar ve devam ettirdiler. Ben de bunları dünyaya göndermeye ve daha yüksek iyiliğe doğru gelişmeye devam ediyorum. Dünyadaki birçok grup bu kitaptakiler gibi Kişisel ve Gezegensel Şifalandırma teknikleri ve meditasyonları ile sürekli çalışıyorlar ve ben de bu şekilde Dünya’ya katkısı olan bir çalışma içinde olduğuma inanıyorum. Sesler ve tonlamalarla kişisel arınma ve çakra temizliği çalışmalarım sırasında facebook grubundaki yazışmalarla, e-posta ve telepati yoluyla destek veren, sesini ve şarkılarını Türkiye atmosferinde çınlatarak bu çalışmalara katılan sevgili Hakan Aysev’e çok teşekkür ederim.
Yazıyı okurken ve yaşarken,
kendinize indirebileceğiniz yüksek titreşimli düşünceler üzerinden ileride daha
yüksek enerjileri de alma ve kolayca
ulaşma olanağı oluyor. Olan dünya değişimleri sırasında bunun herkese
kolaylık sağlamasını umuyorum. Çeviriyi lineer olmayan bir bakış açısına
odaklanarak yapmaya çalıştım bu yüzden Türkçesi doğru olmayan cümleler ortaya
çıktı. Ancak cümleyi düzelttiğimde enerjinin aynı şekilde inmediğini gördüm. Bu
David Miller’in Emma Rigge ile yaptığı röportajda anlattığı validasyon yani
kendini doğrulama yöntemine benziyor.
Burada David’in anlattığına göre kanallık yapma eskiden otomatik konuşma
olarak adlandırılan ve kendi kendine
hipnoz ile alternatif bilinç haline girerek yapılan birşey. David kendini hafif trans dediği şeyin içine
böyle koyuyor ve bir de derin trans var. Bu, kişinin dışarı çıktığı ve
neredeyse uyku hali içine girdiği birşey, Edgar Cayce böyle yaparmış. David
hafif transı kullanmayı tavsiye ediyor, kendisi bir çınlama sesi bazen bir
şarkı ve birkaç kelime kullanarak bunu yapıyor. İçinde Om sesi olduğu için
“Şalom” kelimesini kullanıyor özellikle. Aynı röportajda kendisinin bu tekniği
on-oniki yıl önce geliştirdiğini ve pek öğretmeninin olmadığını, kendini eski
gizemciliğin bir öğrencisi olarak gördüğünü anlatıyor. Bazı eski rahiplerin
kullandığı tekniği çalışarak bunu geliştirmiş, bu rahipler tekniklerini
açıklamazlarmış sadece onu yapıyor olduklarını açıklarlarmış. Buna yeni bir
terim olan kanallık değil otomatik konuşma derlermiş.
David bir yıl da bir kadınla
çalıştığını ve onun nasıl çalıştığını izlediğini, “ben bunu yapabilirim” diyerek başladığında belki bu kadının
enerjisinden de bir miktar kullandığını söylüyor. Sonra onunkinden biraz farklı
bir teknikle çalışmış, bu kadın gözleri açık kanallık yaparken David dikkatinin
dağılmaması için gözleri kapalıyken yapıyor.
BİORELATİVİTE VE ETERİK
KRİSTALLER
Bu kitaplarda birçok
spiritüel kavramlar bulunmaktadır, bunlardan biri Biorelativite’dir.
Biorelativite gezegenimize şifalandırma göndermek için telepatik olarak
birlikte çalışan grup düşünceleri üzerine odaklanır. Uygulama, bir hastalığın
sonucunu değiştirmek için içinde insanların pozitif düşünceler gönderdiği grup
duasına benzer. Yerli(Kızılderili) Amerikalılar bir grup olarak Dünya’ya nasıl
dua edileceğini bilirler, örneğin sıklıkla yağmur isteyerek bunu yaparlar.
Biorelativite egzersizlerinin içinde biz şimdi, dünyayı şifalandırmak amacıyla
birbirleri ile telepatik olarak birleşmeye çalışan, birçok değişik Yıldıztohumu
ile global olarak bağlantı kurmanın güçlü avantajına sahibiz. Biorelativite
egzersizlerinin içinde gezegenin etrafı boyunca yıldıztohumu grupları, dünya
içindeki belirli bölgelere şifalandırma düşünceleri gönderiyorlar.
Fırtınalardan, kasırgalardan, ve hatta depremlerden potansiyel olarak kaçınmak,
onları caydırmak veya güçlerinde azalma sağlamak mümkündür, minimum hasara
neden olmaları için. Arkturuslular şuna işaret ediyorlar ki daha yüksek
gezegensel sistemlerin üzerinde gruplar, orada yaşayanlar ve gezegensel güçler
arasında maksimum uyumun sağlanması için, telepatik olarak gezegenleri ile
sürekli bir etkileşim içindedirler. Bu
gezegensel uyum hedefini geliştirmek için, Arkturuslular, Dünya yıldıztohumu
gruplarının yardımı ile, Dünya güç noktalarında eterik kristaller aşağı
indirmişlerdir.
Arkturuslu meditasyon grubunun katılımcılarına Kırk Kişili
Gruplar(Group of Forty-GOF) denmektedir. Onlar şimdi biorelativite tekniklerini
ve egzersizlerini kullanarak tüm dünya içinde şifalandırmaya yardımcı
olmaktadırlar. Bu GOF’lar aynı zamanda, yükselmiş üstadlardan gelen daha yüksek
gezegensel bilgilerin aşağı indirilemesi üzerine odaklanmaktadırlar. Bu GOF’lar
kendilerinin ve Dünya’nın transformasyonunun kuvvetlendirilmesine ve
hızlandırmasına yardım edecek olan kişisel ve gezegensel şifalandırma enerjisinin aşağı indirilmesine yardım
etmektedirler.
DÜNYA DEĞİŞİMLERİ VE BEŞİNCİ
BOYUT
David bu serinin 3. cildinin
özsözünde birçok kişinin “son zamanlar”a yaklaşmakta olduğumuza inandığını-
uygarlığın evrensel yıkılışı ile işaretlenmiş bir zamana,bizim onu bildiğimiz şekliyle,ve
onu Mesihlik Çağı’nın gelişinin takip etmesini ümit ettiklerini söylüyor. Maya
takviminde de sıklıkla muhtemel bir dönüşüm tarihi olarak 2012’den
bahsedildiğini çünkü o takvimin 2012de sona erdiğini ve bir kişinin bu tarihin
oldukça isabetli bir öngörü olabileceği sonucuna rahatlıkla varabileceğini
söylüyor.
Ama Arkturuslu bakışının
içinde, biz Dünya üzerinde eşzamanlı olarak evrimsel bir yol ayrımına,dönüm
noktasına doğru ilerlemekteyiz. Bu evrimsel yol ayrımı,birçok Dünya varlığının
beşinci boyuta ait enerjiye erişimini ve yeni evrimsel yüksekliğe doğru
ilerlemesi ihtimalini içeriyor. Şu anda, biz üçüncü boyutun üzerinde yaşıyoruz,
bu sebep ve etki kanunlarına dayanıyor ve herkesi Dünya üzerinde tekrar edilen
yaşamların olduğu enkarnasyon döngüsü içine yerleştiriyor. Diğer taraftan,
beşinci boyut sizin ona doğru mezun olduğunuz yer olarak kabul edilebilecek bir
yerdir . O boyut üçüncü boyutun ötesinde çok ileri düzeyde gelişmiştir. Beşinci
düzlemin üzerinde hiç savaş, çatışma veya kutuplaşma yoktur. O boyuta erişen
veya içine giren insanlar Dünya’nın enkarnasyonel döngüsünden
özgürleşmişlerdir. Bu noktaya ulaşmak için bir kişinin sevgiyi ve daha yüksek
düşünceyi deneyimlemesi mümkün olmalıdır. Zaman bizim onu 3. boyutun üzerinde
bildiğimiz şekliyle doğrusaldır. Beşinci alemin içinde, zaman daha sonsuzdur,
daireseldir ve holografiktir. Holografik, bir resmin küçük bir parçasının bütün imajı temsil edebileceğini ve tümünü
yeniden üretebileceğini ima eder. Beşinci boyutun içinde, bir kişi şimdi evrenin
bütün imajlarına holografik olarak erişme yeteneğine sahiptir, diğer çokboyutlu
düzlemlerdekiler de dahil olmak üzere. Yani bir kişi daha yüksek realitelere
ait imajları deneyimlemek için bir fırsata sahiptir. Şimdi Dünya’nın üzerinde
bize beşinci boyuta bağlanmamız için yardım eden Eterik koridorlar veya ışık
tünelleri bulunmaktadır. Beşinci boyuttan gelen daha yüksek enerji şimdi bütün yıldıztohumlarına dağıtılması
için Dünya üzerinde kullanılabilir haldedir.
GALAKTİK PERSPEKTİF VE
EVRİMLEŞMENİN BASAMAKLARI
Neden beşinci boyuta ait
galaktik perspektifin katılımının gezegene ve kendimize şifalandırma sağlamakta
anahtar olduğuna ilişkin birçok neden bulunmaktadır. İlk olarak, galaktik
perspektiften, Dünya gibi olan bütün uygarlıklar veya gezegenler bizim şimdi
sahip olduğumuz evrimsel noktaya erişirler. Biz ikinci basamak olarak atıfta
bulunulan evrimsel noktaya eriştik (birinci basamak bir gezegen üzerinde
insan-benzeri uygarlıklar kurmaya odaklanıyor). İkinci basamak insan-benzeri
uygarlıkların orada yaşayanların
gezegeni tahrip etmek için daha yüksek enerjiye ve teknolojide sahip oldukları seviyeye
erişmelerine ve/veya gezegenden ayrılmalarına doğru merkezlenir. Bu basamak Dünya
tarafından nükleer bomba patlatıldığında erişilmişti. Galaktik perspektiften,
ya gezegenler kendi kendini yıkma tehlikesinin önüne geçmek üzere spiritüel
olarak bu noktanın ötesine evrimleşirler ya da onlar kendilerini yokederler.
(not: biz evrimleşiyoruz, üye olduğum aylık e-dergi ile gelen bilgiler evrimleşemeyip yokolan gezegenlerin
de olduğunu arada bir tekrar anlatıyor ben de burada bunu vurgulamak istiyorum
sadece). David diyor ki eğer biz kendimizi nükleer savaştan yok etmezsek bile,
hala gerçek bir ihtimal bulunmaktadır ki bizim çevre için aldırmazlığımız bizim
biosistemimizin afetsel bir çöküşüne doğru götürecektir. Benim bundan anladığım
eğer biz çevreye şifalandırma enerjileri ve sevgi iletirsek biosfer dengede
kalarak bizi yaşatmaya devam edecektir. Zaten bizimle çalışmak isteyen ve bu
konuda ihtiyacımız olan yüksek enerjileri insanlık şifası olarak bize gönderen
birçok yıldız üstadı da bu dönemde bizimle birlikteler.
Yıldıztohumları beşinci
boyuta ait enerjiyi ve düşünceleri gezegene aşağı indirmeye yardım eden
kişilerdir. Yıldıztohumları diğer gezegenlerin üzerindeki yaşam sürelerine dair
bir farkındalığa sahip olarak doğmuş olan kişilerdir ve hatta anılara bile
sahip olabilirler. Yıldıztohumları sezgisel olarak diğer boyutların varlığını
bilirler ve aynı zamanda şunu farkederler ki enkarnasyonlar diğer gezegensel sistemlerden
Dünya’ya veya Dünya’dan diğer gezegensel sistemlere enkarne olmayı içerir.
GOF Meditasyon projesi
gezegensel bilinci değiştirmek için yıldıztohumlarının birlikte çalışması
fikrine dayanıyor. Bu değişim aynı zamanda katılımcının kişisel gelişimine de
yardım edecektir. Aslında, birçok yıldıztohumu gezegenin bilincini değiştirmek
için yardım etmek üzere şu zamanda Dünya’ya gelmiştir. Galaktik bilincin
yerli(kızılderili) öğretileri ile ve yükselmiş üstadların öğretileri ile
bütünleştirilmesi, gezegensel değişimi güçlendirecek stimulus olabilir. Kutsal
Üçgen’den Gelen Öğretiler 3. cilt bu misyonu daha ileri götürmek için David’in
katkılarını temsil ediyor demektedir.
Tüm yıldıztohumlarına ve
onlara sempati duyanlara sevgi ve ışıkla,
Sevgi Özer
Türkiye Arkturuslu GOF Koordinatörü
ozer.sevgi@gmail.com